Total Pageviews
Monday, December 31, 2012
Wednesday, December 26, 2012
Tuesday, December 25, 2012
UYAN EY TÜRK UYAN - AKP Genel Merkezi' nin canını oldukça sıkan bu Elektronik Posta bugüne kadar tam 16 milyon kişi gördü...
* İşte AK Parti' nin canını çok sıkan o mail:
Türkiye' deki icraatlarının unutulmaması ve bakar körlerin gak guk etmemesi için Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP' nin Türk siyaset tarihindeki bazı ilklerini hatırlatmakta yarar görüyorum.
* 1- İlk defa bir Başbakan " Tezkere geçmezse memura maaş ödeyemeyiz " dedi
*2- İlk defa ekonomi büyürken işsizlik arttı.
*3- İlk defa cari açık verilirken döviz kuru arttı.
*4- İlk defa bir Başbakan zam isteyen memura " İMF' yi ikna edin " dedi.
*5- İlk kez ithalat 100 milyar doları aştı.
*6- İlk kez cari a çığın üstünde borçlanma yapıldı
*7- İlk kez Yunan kilise bankası Türkiye' de banka satın aldı.
*8- İlk defa domuz, kesimlik hayvanlar arasına alındı
*9- İlk defa düşük faizli dış borç, yüksek faizli iç borç ile ödendi.
*10- İlk defa bir Başbakan ve Dışişleri Bakanı, islâmiyeti yok etmeye yemin eden bir Papa' nın heykeli önünde fotoğraf çektirdi.
*11- İlk defa bir Başbakan " Toprak satılıyorsa alıp götürmüyorlar ya " dedi.
*12- İlk defa bir cami kiliseye çevrildi.
*13- İlk defa kilise ve havralar imar planında yer aldı.
*14- İlk defa bir Başbakan Yahudi düşünce kuruluşundan " Üstün Cesaret Ödülü " aldı.
*15- İlk defa Türk askerinin başına ABD güçlerince çuval geçirildi.
*16- İlk defa bir Başbakan " bir dönem dini kullandık " dedi.
*17- İlk defa petrol kanunu ile yabancılara 50 yıllık imtiyaz verildi.
*18- İlk defa yabancı rantiyecilere vergi muafiyeti tanındı.
*19- İlk defa iletişim sektörünün tamamı yabancıların eline geçti.
*20- İlk defa tezkere ret edilmesine rağmen Dış İşleri Bakanlığı genelgesi ile silahlar Türkiye üzerinden geçti.
*21- İlk defa bir Başbakan İslâm dünyasının sınırlarını değiştirecek BOP' un eş başkanı oldu.
*22- İlk defa bir Başbakan Müslüman topraklarını işgal eden ABD askerlerinin evlerine sağ salim dönmeleri için dua ettiğini açıkladı.
*23- İlk kez İsrailli bir işadamına çok gizli bir şekilde 800 milyon dolar kaynak aktarıldı.
*24- İlk defa bir Başbakan yapılan ihalede önce uçak istedi ama sonra Mercedes' e razı oldu.
*25- İlk defa fındık üreticileri en büyük mitingi yaptı.
*26- İlk defa bir Başbakan Türkiye' yi pazarladığını açıkça itiraf etti.
*27- İlk defa tarımsal üretimde dış ticaret açığı ortaya çıktı.
*28- İlk defa bir Başbakan çiftçilere " Gözünü to p rak doyursun " dedi.
*29- İlk defa kap kaç diye bir sektör ortaya çıktı.
*30- İlk defa zina suç olmaktan çıktı.
*31- İlk defa bir Başbakan en fazla yurt dışı gezisi yaptı.
*32- İlk defa bir Başbakan " Borç yiğidin kamçısıdır " diyerek borçlanmayı bir başarı olarak gösterdi.
*33- İlk defa enflasyon % 10 artarken pancar fiyatları 99 kuruştan 88 kuruşa indi. *34- İlk defa çiftçi ve emekliden vergi alınması sözü verildi.
* 35- İlk defa bir Başbakan Danışmanı Amerikalılara Başbakan için " Bu adamı kullanın, onu rogara süpürmeyin " dedi.
*36- İlk defa GSMH artarken KDV tahsilâtı yerinde saydı.
*37- İlk defa bir Başbakan TMSF katkısıyla bu kadar çok TV ve gazete yönlendirdi. *38- İlk defa Türkiye Cumhuriyeti' nin Cumhurbaşkanı misafir olarak gelen bir kralın ayağına gitti. Hem de 10 Kasım günü. < /u>.
. *39- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ÇİFTÇİYE " ANANIDA AL GİT " DEDİ...
*40- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ŞEHİD ZİYARETTİNDE " ASKERLİK YAN GELİP YATMA YERİ DEĞİLDİR " DEDİ *41- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN 300 METRELİK GEMİYE GEMİCİK DEDİ.
*42- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ..... GAZETELERİNİ OKUMAYIN TELEVİZYONLARINI AÇMAYIN DEDİ.
*43- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNEN İNSANLARI DİNSİZLİKLE SUÇLADI.
*44- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN İÇİN CUMHURİYET MİTİNGLERİ YAPILDI.
*45- İLK DEFA BİR HALK KENDİ LÂİKLİĞİNDEN VE ÖZGÜRLÜĞÜNDEN KORKTU...
*46- İLK DEFA ATAMI ANLIYORUM.
Bu hızla Tayyip Erdoğan b u dönemde ülkemizde ki her şeyi özelleştirmiş olacak... İş bu ya özelleştirmeye ve satmaya kafayı takmış olan başbakanımız en sonunda kendisini özelleştirir mi?
*- Türk Telekom, Arap' ın.
*- Telsim İngiliz' in.
*- Kuşadası Limanı İsrailli' nin.
*- İzmir Limanı Hong Konglu' nun...
*- Araç muayene işi Alman' ın.
*- Başak Sigorta Fransız' ın.
*- Adabank Kuveytli' nin.
*- İETT Garajı Dubaili' nin.
*- Avea Lübnanlı' nın.
*- Petkim? Ermeni' nin. ( Kazak'a sattık, dediler. Kazağı bir çıkardık Ermeni...) *- Rakı, Amerikalı' nın.
*- Finansbank Yunanlı' nın...
*- Oyakbank Hollandalı' nın.
*- Denizbank Belçikalı' nın.
*- Türkiye Finans Kuveytli' nin.
*- TEB Fransız'ın.
*- Cbank İsrailli' nin.
*- MNG Bank Lübnanlı' nın.
*- Alternatif Bank Yunanlı' nın.
*- Dışbank Hollandalı' nın.
*- Şekerbank Kazak' ın.
*- Yapı Kredi' nin yarısı İtalyan' ın.
*- Turkcell' in yarısı Finli' nin Rus' un.
*- Beymen' in yarısı Amerikalı' nın.
*- Enerjisa' nın yarısı Avusturyalı' nın.
*- Garanti' nin yarısı Amerikalı' nın.
*- Eczacıbaşı İlaç, Çek' in.
*- İzocam, Fransız' ın.
*- TGRT ( Fox ) Amerikalı' nın.
*- Demirdöküm Alman' ın.
*- Döktaş Fransız' ın.
*- Süper FM Kanadalı' nın. Hepsi TÜRK' tü bir zamanlar... sadece 8.5 yıl önce. ( yani AKP hükümetinden önce
Friday, December 21, 2012
Bülent Ersoy: The Remarkable Untold Story of a Turkish Icon, Transgender Diva and Unintentional Revolutionary
The unfathomable life story of living Turkish legend Bülent Ersoy is barely utterable without placing this incredible individual in the chaotic epoch in which she blossomed. While Turkey has a reputation for being more liberal in the '70s, attested by the amount of psychedelic music and film from the country in this decade, it was not an easier time to live there. Turkey was a hotbed of war between fighting political factions as well as careless intervention by the U.S. to keep Turkey in a state of conflict so that the Soviet Union could not impress upon Turkey and use it as a gateway to Western Europe. By the end of the '70s it is predicted that there were 10 political assassinations per day, as well as numerous terrorists' attacks by the formidable Grey Wolves (young SS styled fascists) and American agents planting bombs behind the veil of being communists to spark violence and mistrust.
During this period Bülent sang as both a respected singer of the Turkish classical canon, as well as the frowned upon popular style of arabesque. As you will see in the first videos of this collection, he also acted in many films as a young, naive, androgynous heterosexual man, and would be seen in social spheres on dates with women. A Turkish friend told me that during this period he was accepted as a gay star and led a private life that was quite unmolested.
In the tail end of the '70s a large proportion of Turkey was already under martial law, and Washington was pressuring the Turkish military after the 1979 Iranian Revolution, fearing the loss of their main ally in the region would jeopardize their interest in the Persian Gulf. These factors gave General Kenan Evren the support he needed to administer a Coup.
On Sept. 12, 1980, the National Security Council announced the Coup and martial law was declared. Interestingly, they invoked the values of the Kemalist tradition of state secularism, which had already justified precedent coups, and presented themselves as opposed to communism, fascism, separatism and religious sectarianism. This was the same ideology that overturned the Ottoman Empire in the beginning of the century. However, the values of the new Military coup were irrefutably conservative and fascist. The regime offered imprisoned Grey Wolves freedom to fight with them against Kurdish Workers Parties, and solicited the use of torture.
Bülent's body metamorphosed simultaneously to the regime change; she started to wear women's clothes onstage and had breast enlargement surgery. She was imprisoned for 45 days for revealing her new (and spectacular!) chest at the Izmir International Fair.
Her transition was later completed in Charring Cross Hospital in 1981, and returned to Turkey in the midst of Evran's oppressive rule. After an imaginably painful series of physical examinations, and always stressing the motivation behind her sex change to be patriotic and not wanting to be an illegal sexuality, she was labelled a deviant by the courts of the new regime. The military government closed transgender brothels and forbade all performances by Trans entertainers. Bülent was also denied the right to perform in public, hypocritically under a law that required women to obtain police permission to perform, thus recognizing her new gender. She fought in court until 1983, and when her petition was rejected a final time, she unsuccessfully tried to commit suicide. Later that year she left Turkey to continue her career in Germany, where she continued to act in Turkish films, and also lived in Australia for a while. Her popularity flourished whilst in exile and in 1988 a series of events would allow her safe passage back to her beloved Turkey.
Bülent had just recorded a patriotic recording of Turkish classical music (which may have influenced the terms of her return) when in 1988 the ruling Motherland Party under Turgut Özal invited her back. Those who had completed sex reassignment surgery could now reapply for status as a male or female; however only Bülent was given the right to perform in public, others were not.
Her majestic return as a true, sexy female was embraced much more prolifically than when she left. However there are reports of audience violence in her first year of return, but nothing like in 1989 when an ex-Grey Wolf requested their war march and ersatz theme song, Rippling Black Sea. After refusing, the soldier shot the Diva five times on the stage, later claiming he was in a bad move because the bar was smoky and he hadn't eaten enough that day. Bülent survived strongly but gunman Haci Tepe's family disowned him and profusely apologised to the beloved star. Tepe was quoted saying, 'of course she didn't die, she stands for so much, she's Turkish'.
Into the '90s, her career flourished, she hosted her own television show that envisaged the new, urbanized Turkish population. She used crass euphemisms and was known affectionately as 'Older Sister' to the public. However, something changed: The Bülent who fled the oppressive regime of her own country, the woman who turned down an armed fascist, started to become comfortable with the very league of people who made her life un-liveable years ago. On television she gave up her sexy outfits and started to dress conservatively, presenting herself as a Muslim, nationalist, upper-class woman. She began to mention Allah in her songs, and in 1995 she recorded the adhan, the call to prayer, which is forbidden by females: However the controversy meant her acceptance as a female in Turkish culture. When a short version of her life was filmed for TV, a female was used as the young Bülent, and she refused to admit on television to an old friend that she had completed the compulsory male-only military service.
Perhaps she was trying to erase the memory or her incorrect body, or otherwise trying to totally integrate into her culture. And just as oppressed people do tend to misfire personal aggression by shooting bullets at other victims, her piety and hypocrisy reached a peak whilst hosting the Turkish version of Idol, Popstar Alaturka (in a time when she still is the only transgendered star allowed on television to sing) in 2007 after the assassination of Armenian human rights activist Hrant Dink. Popstar Alaturka opened with an Armenian song in sympathy, while thousands of others outside marched and chanted, "We are all Armenians!" After the touching gesture, Bülent gave a speech and claimed as a Muslim daughter of a Muslim family, she could never say she was Armenian.
Despite the chagrin of this event, the very next year Bülent was back in the headlines, but for the exact opposite case -- during an episode of Popstar Alaturka she illegally commented that if she had children, she would not let them go to war. This type of motherly, natural sentiment is still illegal in Turkey (to slander the military) and charges were pressed. This brought her attention by intellectuals and also broadened her sales in Kurdish areas, all unintentional outcomes. As a retour, she called a press conference to donate part of her wealth to a military foundation, and the courts labelled her not guilty.
To complete the achievements of Bülent Ersoy, a final blast of reality is needed. As well as being an incredible artist, singer and host that most performers aspire to be, she has a position in life that is inexorably against the system: The World Values Survey revealed that last year in Turkey, when asked what kind of people they would not want to see living in their neighborhood, a whopping majority of 84 percent answered "homosexuals." The list of unwanted neighbors continued with AIDS patients, unmarried couples and atheists. A major newspaper labelled gays "sexual perverts" and left-wing ex-revolutionary, Bozkurt Nuhoğlu, claimed Bülent Ersoy had "lower morals" than another comrade from the '60s.
Societies tend to have pressure valves, where they let one token minority member get a foot up to forget about the injustice to the rest. However the audacious mettle that Bülent has demonstrated in her life is bewildering and inspiring and could not be taken so lightly.
A true, honest artist is always a revolutionary.
Singer/organist/writer Jimmy Trash is an Australian born musician, journalist, dj and herald of low-brow art and psychedelic culture through his own festival in Berlin, Trashfest, and many other mediums. He is available for shamanistic healing, bacchanalian instruction and nerdy weird music exchanges.
Friday, December 14, 2012
A Flowchart for Choosing Your Religion
Looking for a JOB - How to Be the Next Hire
Being flexible, creative and adaptable in today’s economy is the cornerstone to survival. The job search is no different and, with unemployment rising, requires just as much vigilance. One way you can keep your options open and make yourself even more marketable is by considering Consulting in addition to your quest for full-time employment. Often perceived as an “either-or” scenario, Consulting offers you just as many benefits as it does your “would be” employer:
Track record of Fixing Problems?
Career wise, people typically fall into one of two categories: those who thrive on problem solving and the prospect of a new challenge –or- someone who is exceptionally good at steering the ship once it is on course. If the thought of fixing something that is broken appeals to you (versus has you thinking about reaching for the Tylenol), then Consulting might be an avenue to explore.
A More Flexible Interview
Quite often, what a company needs is someone to tackle a specific problem, not a new full-time employee. Identifying this in the interview and being able to present yourself as the solution to their problem (at a lower cost), can ultimately create a job tailor made for you and your skill set. No one can compete against that.
Dating Before Marriage
A consulting engagement can give you the opportunity to see if this company is a nice place to visit or a great place to live. The only thing worse than a prolonged job search, is ending up in a position that results in you being unemployed again in 6-12 months. Consulting lets you do more due diligence than you could ever accomplish in an interview.
“Consulting” on Your Resume
To many recruiters, seeing “consulting” as your current role without any clients/engagements is just a way to dress up being out of work. But, with a list of key accomplishments at those engagements, you show that you are in demand, have more control over your search and are broadening your experience. The latter is extremely important if you are looking to transition industries.
Change Agent
For companies looking to make some sort of change internally (and you should like this if you have a track record of fixing problems), consulting is a more preferred approach versus hiring a permanent employee. It is much easier to come in as a consultant, effect the course correction and then hand it off to the internal leadership.
Money
Besides the obvious benefit of having income during your search, it also gives you breathing room to be more objective in selecting your next job.
It’s Easier to Find a Job When You Already Have One
So much of what makes this true is that fact that when you are employed, you tend to be a bit more objective because you have a “bird in hand.” Consulting (in addition to easing that financial strain, which helps here) can provide the self-assurance that comes along with being employed, which can get whittled away while unemployed.
Presenting yourself as a viable consultant or full time employee isn’t mutually exclusive. Rather, they are simply two sides to the same coin. For the companies where you interview, this will only make you more viable and versatile in your eyes. For you, there is nothing to lose. The worst thing that happens here is you generate some income to inevitable financial strain of your job search. On the other hand, you might just find through this process that you discover your next career move.
Bağdat Caddesi
1960'lı 70'li yıllarda köşkleriyle, bahçelerinden salkım salkım sarkan ortancalarıyla, billur gibi denizliyle, 'sayfiye' yeri olmasıyla meşhur Erenköy, Suadiye, Caddebostan.
Dükkanların az, ağaçların çok olduğu, bunca yıl geçmesine rağmen hala güzelliğini koruyan Bağdat Caddesi. On, onbir yaşımdan itibaren yazlarım geçti oralarda. Sokaklarda oynanırdı o zamanlar, öyle pek araba filan geçmezdi. Doyasıya bisiklete binilir, el birakarak gitmek büyük marifet sayılır Erenköy, Saskınbakkal, Göztepe bisikletle rahat rahat gidilir dönülürdü. Deniz için bazı sokakların denize vardıkları noktalarda bulunan kayıkhanelerden saatlik ücretle kayık kiralanır, kadın erkek kürek çekmeyi bilir, kayıktan denize girilirdi. Bazı gençler dalıp iskele ayaklarından midye toplar bazıları ise sığ kumda zıpkınla vatos avlarlardı. Sokaklardan dondurmacılar geçerdi o zamanlar. Simdiki gibi binbir çeşit ne gezer 'Dondurma, Kaymaaak' diye bağıran dondurmacının küçücük arabasında sadece kaymaklı ve limonlu dondurma olur, bazen ise çeşit olsun diye vişneli bulunurdu.
Caddebostan Plajı'nın yanı sıra bir de üyelikle girilebilen klüpler vardı. Marmara Yelken Klubü başta olmak üzere, Balıkadamlar, Caddebostan Yat Klübü ve İstanbul Yelken. Eğer bunlardan birine üyeyseniz veya üye bir arkadaşınız varsa bazı sporları yapma veya izleme olanağınız olur, voleybol, ping pong oynar, kıyıdan yelkenlilerin yarışlarını izlerdiniz. Denizin ortasında ise köfteciler vardı. Bunlardan aklımda kalanı ise mayomuzun kenarına sıkıştırdığımız parayla yüzdüğümüz, veya kayıkla yanaştığımız 'Fıştak'tı. Dönerken yüzülüyorsa demirlemiş kayıklara tutuna tutuna, dinlene dinlene yüzülürdü.
Akşamüstüne doğru herkesi bir 'piyasa' heyecanı alırdı. Saçlar yıkanır, bildiğımız ütüyle ütülenerek düzeltilir, ve (Bağdat) Cadde'ye binbir tur atmaya çıkılırdı. Bir aşağı, bir yukarı. Parkur ise genellikle Santral Durağı'ndan Saşkınbakkala kadardı. O zaman 'cafe' adeti bir elin parmaklarını geçmez, 'Borsa'da yer bulabilmek için hızlı davranmak gerekir, 'Divan' ise gençlere çok pahalı geldiğinden ancak hafif 'yaşı geçmiş'lerin duraklama mekanı olurdu. Hali varaba sahiakti oldukça yerinde olan birkaç genç ise bir aşağı bir yukarı arabayla giderek Mustang veya Corvette'leriyle gelene geçene hava atarlardı.
Geceleri ise açık hava sinemalarının keyfine doyulmazdı. Caddebostan'daki Ozan Sineması'nda genellikle Türk filmleri oynar, çıkınca biraz aşağıda, Caddebostan Maksim Gazino'sunun (MIGROS)yakınındaki büfe'de 'zümküfül' yenirdi (Bir çeşit sosisli sandoviç ) Yabancı filmlerin mekanı ise Budak Sineması'ydı (Şimdiki CKM). Yastıgını kapıp tahta iskemlelere yerleştirdikten sonra, çekirdeğini çıtlatarak izlenirdi filmler. Bazen bu sinemalarda Cem Karaca gibi o zamanın ünlü sesleri konserler verir, bazıları ağaç tepelerinden konser izlerdi.
Sonra sonra o köşkler birer birer yıkılmaya, yerlerin uzun uzun binalar dikilmeye, Cadde'deki evlerin yerlerini dükkanlar almaya, arabalar çoğalmaya, faytonlar yok olmaya, tekerlekli dondurmacıların yerini Algida'cılar almaya başladı. Ama ne mutlu ki tüm büyümeler, kalabalıklaşmalar rağmen 'Cadde'yi bozmayı başaramadı! O hala 'Cadde', İstanbul'un ,Türkiye'nin en güzide caddesi hala boydan boya yürümekten zevk aldığım, bir yerde oturup geleni geçeni izlemenin keyfini her yıl bir iki hafta yaşayabildiğim bir yer.
Galata' ya dogru...
The best way to improve health care requires physicians and other stakeholders
ULTIMATE RESULTS
Ilhan Arsel
BJK FOREVER
Karga kartalların sırtına oturur ve boynunu ısırır. Kartal cevap vermez, kargayla savaşmaz; kargaya zaman veya enerji harcamaz, bunun yerine sadece kanatlarını açar ve göklerde yükselmeye başlar. Uçuş ne kadar yüksek olursa, karganın nefes alması o kadar zor olur ve sonunda karga oksijen eksikliği nedeniyle düşer. Kartaldan öğrenin ve kargalarla savaşmayın, sadece yükselmeye devam edin. Yolculuk için gelebilirler ama yakında düşecekler. Dikkat dağıtıcı şeylere yenik düşmenize izin vermeyin....yukarıdaki şeylere odaklanmaya devam edin ve yükselmeye devam edin!! Kartal ve Karga dersi
For the city I love...
Far and away...
Cardinal Health Professional Practice Experience
Aşık Veysel’in Cumhuriyet destanı şiirinden:
Bir takım millete fesat verdiler
Her biri bir yerde hep geberdiler
Onlar kurtulmadı toplarımızdan
Aklı başında olan düşünür bunu
Şeriatçı oldu tüketen onu
Dağda belde fukaraya soygunu
Verenler onlar idi vatanımızdan...
PEZEVENK
Sohbeti din ile açar pezevenk
Komşusu aç iken kendisi toktur
Sanki melek olmuş uçar pezevenk
Karanlık işlerde zıplama ister
Evine granit kaplama ister
Dünya mektebinden diploma ister
İnsanlık dersinden kaçar pezevenk
Herkesin kabına çeşmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komşusunun yüzüne bakmaz
Selâmsız sabahsız geçer pezevenk
Sanırsın Allah'la akde oturmuş
Cennete giderken macun götürmüş
Hûriler'i dizip işi bitirmiş
Şimdi gılmanları seçer pezevenk
Aydınlığa düşman yobazın dölü
Hû çekerken şişmiş ağzında dili
Erbâbi, ülkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini saçar pezevenk
Âşık Erbabi
by Erdem Asma on Thursday, August 5, 2010 at 11:05pm
Mission of working together to achieve a common goal
To get to know the person better you are going to marry
Rejected on a Job Application due to being Overqualified
Have you ever thought about this?
Yasarken Neler Yapmali ;-)
1. Çok su için.
2. Kahvaltıyı kral, öğle yemeğini prens ve akşam yemeğini de dilenci gibi yiyin.
3. Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri çok ve fabrikalar da üretilen yiyecekleri az yiyin.
4. 3 E ile yaşayın -- Energy, Enthusiasm, and Empathy (enerji, heyecan ve duygu paylaşımı).
5. Kendinize zaman ayırın
6. Daha çok oyun oynayın.
7. 2008'de okuduğunuzdan daha fazla kitap okuyun.
8. Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun.
9. 7 saat uyuyun.
10. Her gün 10–30 dakika yürüyüş yapın ve yürürken gülümseyin.
KİŞİLİK:
11. Hayatınızı başkalarınınkiyle karşılaştırmayın. Onların seyahatinin ne hakkında olduğu belirsiz....
12. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere veya şeylere sahip olmayın. Bunun yerine enerjinizi olumlu şekilde şu an için harcayın.
13. Kendinizi fazla abartmayın; sınırlarınızı bilin.
14. Kendinizi çok da ciddiye almayın; kimse yapmıyor.
15. Kıymetli enerjinizi gevezelikle, dedikoduyla boşa harcamayın.
16. Uyanık iken daha fazla hayal kurun.
17. Kıskançlık, çekememezlik zamanın boşa harcanmasıdır. İhtiyacınız olan her şeye sahipsiniz.
18. Geçmiş meseleleri unutun. Partnerinizin geçmiş hatalarını hatırlatmayın. Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar.
19. Hayat, birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok kısadır.
20. Geçmişinizle barış yapın ki, şimdiki zamanı bozmasın.
21. Senden başka hiç kimse senin mutluluğundan sorumlu değildir.
22. Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada o lduğumuzu unutmayın. Problemler, cebir dersi gibi gelip giden, ancak aldığımız derslerin bir ömür boyu devam ettiği eğitim programının bir parçasıdır.
23. Daha fazla gülümseyin ve gülümsetin
24. Her tartışmayı kazanmak durumunda değilsiniz. Aynı fikirde olmamak için anlaşın.
SOSYAL YAŞANTI:
25. Ailenizi sık arayın.
26. Her gün diğerlerine iyi bir şey verin.
27. Herkesi her şey için affedin.
28. 70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit geçirin.
29. Her gün en az 3 kişiye gülümseyin, tanımadığınız en az 1 kişiye "GÜNAYDIN" deyin.
30. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü sizi hiç ilgilendirmesin.
31. Hasta olduğunuz zaman, işiniz size bakamaz ama aileniz ya da arkadaşınız bakabilir.
HAYAT:
32. Doğru şeyi yapın!
33. Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan her şeyden uzak durun.
34. İyilikler her şeyi güzelleştirir.
35. Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir.
36. Nasıl hissettiğinizin önemi yok, haydi kalkın, giyinin ve ortaya çıkın.
37. En iyisine henüz sıra gelmedi.
38. Sabah canlı olarak uyandığınız zaman, buna sevinin.
39. Maneviyatınız daima mutludur. Öyleyse mutlu olun.
“The Mother’s Prayer for Its Daughter” from Tina Fey's new book, Bossypants ...
“The Mother’s Prayer for Its Daughter” from Tina Fey's new book, Bossypants ...
First, Lord: No tattoos. May neither Chinese symbol for truth nor Winnie-the-Pooh holding the FSU logo stain her tender haunches.
May she be Beautiful but not Damaged, for it’s the Damage that draws the creepy soccer coach’s eye, not the Beauty.
When the Crystal Meth is offered, May she remember the parents who cut her grapes in half And stick with Beer.
Guide her, protect her
When crossing the street, stepping onto boats, swimming in the ocean, swimming in pools, walking near pools, standing on the subway platform, crossing 86th Street, stepping off of boats, using mall restrooms, getting on and off escalators, driving on country roads while arguing, leaning on large windows, walking in parking lots, riding Ferris wheels, roller-coasters, log flumes, or anything called “Hell Drop,” “Tower of Torture,” or “The Death Spiral Rock ‘N Zero G Roll featuring Aerosmith,” and standing on any kind of balcony ever, anywhere, at any age.
Lead her away from Acting but not all the way to Finance. Something where she can make her own hours but still feel intellectually fulfilled and get outside sometimes And not have to wear high heels.
What would that be, Lord? Architecture? Midwifery? Golf course design? I’m asking You, because if I knew, I’d be doing it, Youdammit.
May she play the Drums to the fiery rhythm of her Own Heart with the sinewy strength of her Own Arms, so she need Not Lie With Drummers.
Grant her a Rough Patch from twelve to seventeen. Let her draw horses and be interested in Barbies for much too long, For childhood is short – a Tiger Flower blooming Magenta for one day – And adulthood is long and dry-humping in cars will wait.
O Lord, break the Internet forever, That she may be spared the misspelled invective of her peers And the online marketing campaign for Rape Hostel V: Girls Just Wanna Get Stabbed.
And when she one day turns on me and calls me a Bitch in front of Hollister, Give me the strength, Lord, to yank her directly into a cab in front of her friends, For I will not have that Shit. I will not have it.
And should she choose to be a Mother one day, be my eyes, Lord, that I may see her, lying on a blanket on the floor at 4:50 A.M., all-at-once exhausted, bored, and in love with the little creature whose poop is leaking up its back.
“My mother did this for me once,” she will realize as she cleans feces off her baby’s neck. “My mother did this for me.” And the delayed gratitude will wash over her as it does each generation and she will make a Mental Note to call me. And she will forget. But I’ll know, because I peeped it with Your God eyes.
~Tina Fey
by Erdem Asma on Tuesday, April 19, 2011 at 9:23pm
Beethoven's Love Letter "my eternally beloved"
July 6 1806, in the morning by Ludwing Van Beethoven~
"My angel, my all, my very self - Only a few words today and at that with pencil (with yours) - Not till tomorrow will my lodgings be definitely determined upon - what a useless waste of time - Why this deep sorrow when necessity speaks - can our love endure except through sacrifices, through not demanding everything from one another; can you change the fact that you are not wholly mine, I not wholly thine - Oh God, look out into the beauties of nature and comfort your heart with that which must be - Love demands everything and that very justly - thus it is to me with you, and to your with me. But you forget so easily that I must live for me and for you; if we were wholly united you would feel the pain of it as little as I - My journey was a fearful one; I did not reach here until 4 o'clock yesterday morning. Lacking horses the post-coach chose another route, but what an awful one; at the stage before the last I was warned not to travel at night; I was made fearful of a forest, but that only made me the more eager - and I was wrong. The coach must needs break down on the wretched road, a bottomless mud road. Without such postilions as I had with me I should have remained stuck in the road. Esterhazy, traveling the usual road here, had the same fate with eight horses that I had with four - Yet I got some pleasure out of it, as I always do when I successfully overcome difficulties - Now a quick change to things internal from things external. We shall surely see each other soon; moreover, today I cannot share with you the thoughts I have had during these last few days touching my own life - If our hearts were always close together, I would have none of these. My heart is full of so many things to say to you - ah - there are moments when I feel that speech amounts to nothing at all - Cheer up - remain my true, my only treasure, my all as I am yours. The gods must send us the rest, what for us must and shall be - Your faithful Ludwing"
by Erdem Asma on Tuesday, April 5, 2011 at 1:42am
The surprising benefits of lemon!~Limonun Faydalari
This is the latest in medicine, effective for cancer!
Read carefully & you be the judge.
Lemon (Citrus) is a miraculous product to kill cancer cells. It is 10,000 times stronger than chemotherapy.
Why do we not know about that? Because there are laboratories interested in making a synthetic version that will bring them huge profits. You can now help a friend in need by letting him/her know that lemon juice is beneficial in preventing the disease. Its taste is pleasant and it does not produce the horrific effects of chemotherapy. How many people will die while this closely guarded secret is kept, so as not to jeopardize the beneficial multimillionaires large corporations? As you know, the lemon tree is known for its varieties of lemons and limes. You can eat the fruit in different ways: you can eat the pulp, juice press, prepare drinks, sorbets, pastries, etc... It is credited with many virtues, but the most interesting is the effect it produces on cysts and tumors. This plant is a proven remedy against cancers of all types. Some say it is very useful in all variants of cancer. It is considered also as an anti microbial spectrum against bacterial infections and fungi, effective against internal parasites and worms, it regulates blood pressure which is too high and an antidepressant, combats stress and nervous disorders.
The source of this information is fascinating: it comes from one of the largest drug manufacturers in the world, says that after more than 20 laboratory tests since 1970, the extracts revealed that: It destroys the malignant cells in 12 cancers, including colon, breast, prostate, lung and pancreas ... The compounds of this tree showed 10,000 times better than the product Adriamycin, a drug normally used chemotherapeutic in the world, slowing the growth of cancer cells. And what is even more astonishing: this type of therapy with lemon extract only destroys malignant cancer cells and it does not affect healthy cells.
Institute of Health Sciences, 819 N. L.L.C. Cause Street, Baltimore, MD1201
Tıpta son yenilik, kansere karşı etkili! Limon, kanser hücrelerini öldüren mucizevi bir mahsul. Kemoterapiden 10,000 kat daha güçlü!!! Neden biz bunları bilmiyoruz? Çünkü bazı laboratuarlarda üretilen sentetik ilaçlarla birileri çok büyük karlar elde ediyor. Şimdi bir arkadaşına bu maili yollayarak limon suyunun kanseri önleyici faydalarını bilmesini sağlayabilirsin. Limonun tadı güzel ve kemoterapinin korkunç yan etkilerine sebep olmuyor. Multimilyonerlerin sahip olduğu büyük şirketlerin karlarına zeval gelmesin diye bu sır saklanırken daha kaç kişi ölecek? Bildiğiniz gibi limon ağacı, limon ve lim (yeşil limon) gibi çeşitleriyle bilinir. Bu meyveyi farklı şekillerde yiyebilirsiniz: posasını yiyebilir, suyunu sıkabilir, içecekler hazırlayabilir, şerbetler ve tatlılar yapabilirsiniz. Bir çok erdemleriyle tanınır, ama en ilginç olanı tümör ve kistler üzerine olanıdır. Bu bitki her tür kanser tipine karşı kanıtlanmış bir çaredir. Bazıları kanserin her türlü varyasyonuna karşı yararlı olduğunu söylüyor. Bakteri enfeksiyonları ve mantarlara karşı anti mikrobal spektrum olduğu, kurt ve parazitlere karşı etkili olduğu kabul ediliyor. Yüksek tansiyonu dengeliyor. Bunlar dışında stresle savaşan, sinir bozukluklarına iyi gelen antidepresan etkisi var. Bu bilginin alındığı kaynak gerçekten büyüleyici: Dünyanın en büyük ilaç üreticilerinden birinden öğrenildiğine göre; 1970'ten beri 20'den fazla farklı laboratuar test etti ve sonuç olarak limon ekstresinin 12 kanser tipinde kötü huylu hücreleri yok ettiği ortaya çıktı! Bu kanserler içinde kolon, göğüs, prostat, akciğer ve pankreas kanserleri de var. Kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatmada limon ağacı bileşenlerinin Adriamycin adlı bütün dünyada genellikle kemoterapide kullanılan ilaçtan 10,000 kat daha iyi olduğu gösterildi. Daha da hayret verici olan; limon ekstreleri ile yapılan bu terapi sadece kötü huylu kanser hücrelerini yok ediyor ve sağlıklı hücrelere hiçbir etkisi bulunmuyor.
by Erdem Asma on Wednesday, February 23, 2011 at 8:25am
To all who likes to know, today is the fist day of Ramadan!
It is required to fast for the duration of the month every year in Islam for all healthy Muslims.
Islam order the Muslims to stop eating , drinking , smoking and some other marriage activities from morning Fajr prayer till evening Maghrib prayer. Ramadan is 29 or 30 days depends on the moon followed by 3 days Eid holiday. In the evening after Maghrib prayer, until sunrise the life get back to normal, they can eat, drink and etc. Wish you peace, happiness and divine blessing. Ramadan Mubarak.
by Erdem Asma on Wednesday, August 11, 2010 at 9:14am
Pakize Suda'dan
Akşam, güneş batmadan
Dükkanını kapatıp eve gelmeliydi.
Evimiz mümkünse bahçeli olmalıydı.
Yaz akşamları sulayıp serin serin oturmalıydık.
Ben, orta boylu tıknazca, ev hanımı olmalıydım.
Cinsiyeti önemli değil, eli ayağı düzgün iki çocuğumuz olmalıydı.
Derslerine yardım etmeye yetecek eğitimim olmamalıydı.
Ama ara sıra ''Dersinizi bitirdiniz mi?'' diye sormalıydım.
Daha çok üstleri başlarıyla...
Yedikleri içtikleriyle. ..
Öksürükleri, aksırıklarıyla ilgilenmeliydim.
Yavaştan yavaştan çeyizlerini düzmeliydim.
Her ayın 15'i kabul günüm olmalıydı.
Ellerime sağlık, kekler,poğaçalar yapmalıydım.
İnce belli bardaklarda çaylar ikram etmeliydim.
Sabahları hırkamı omzuma alıp komşuya kahve içmeye geçmeliydim.
Patlıcan, biber kızartmalı,reçel kaynatmalıydım.
Akşamları özene bezene sofrayı kurmalıydım.
Kocam ajansı dinlerken ben lafa girmeliydim,
O, ''Sus hanım bi dakka'' demeliydi.
Böyle dese de beni çok sevmeliydi.
O uyuklamalı, ben bulaşık yıkamalı, çocuklar ders çalışmalıydı.
Bazen akşam oturmasına komşular gelmeliydi.
Öyle Haremlik selamlık gibi değil ama kadın erkek ayrı oturmalıydık.
Erkekler memleketi kurtarırken biz bütün kasabayı dilimizden
geçirmeliydik.
Herkes birbirinin kocasına, karısına ''Falanca Bey'', ''Filanca Hanım''
diye hitap etmeliydi.
Yanlışlkla bacağımız, göğsümüz biraz açılıverse
Yüzümüz kızarmalı,hemen toparlanmalıydık.
Kocam kırk yılda bir, bir tek atmalı,
Neşelenip bir hicaz şarkı mırıldanmalıydı.
Şehvetten uzak şefkate yakın bir cinsel hayatımız olmalıydı.
Gözümüzü birbirimizde açmış olmalıydık, öyle de sürüp gitmeliydi.
Harama uçkur çözmemeliydik.
Zaten etrafımızda evli barklı komşularımızdan başka kadın olmadığından....
Dükkanda çelimsiz çıraktan gayrı, öyle sekreter falan çalışmadığından...
Ortalıkta gidilecek bar mar bulunmadığından...
Mankenler bizim kasabaya uğramadığından...
Ve de kocam, efendi bir adam olduğundan beni aldatamazdı.
Tamam, abarttım biraz.
Belki de böyle bir aile yapısı örneği kalmamıştır artık.
Ama, acaba diyorum...
Buna benzer bir hayat tarzı beni daha mutlu eder miydi?
Kendim de dahil uçuk kaçık insanlardan gına geldi artık.
Normalliği özlüyorum.
Özgürlüğün tadını çıkaralım derken suyunu çıkardık galiba.
Herkes çok zeki, çok akıllı, çok bilgili, çok şu, çok bu...
Ve de çok mutsuz...
Depresyona giren girene.
Çok bilmişliğin kimseye bir faydası yok galiba.
Pakize Suda
by Erdem Asma on Thursday, August 5, 2010 at 3:24pm
TANSİYON
ölçüm birimi mm/hg dir.
Büyük tansiyon; Kalbin sol kalpten kanı vücuda doğru pompalarken kullandığı güce denir. Buna birinci veya büyük tansiyon da denir.
Küçük tansiyon; Kalbin kan pompalanmasını bitirdikten sonra damarlarda ortaya çıkan basınca da ikinci veya küçük tansiyon denir.
YÜKSEK TANSİYON
Yapılan bilimsel çalışmalara ve Dünya Sağlık Teşkilatının tarifine göre yüksek tansiyon sınırı yaşla değişiklik göstermesine rağmen, orta yaşlı insanlarda büyük tansiyon en fazla 160 mmhg, küçük tansiyon ise en fazla 85 mmhg olmalıdır. TANSİYON halinde ve tekrar tekrar ölçümün sonucu verilenden daha yukarı rakamlar çıkıyorsa, hastada yüksek tansiyon var demektir. Yüksek tansiyon hastada çoğunlukla belirti yapmadığı halde, teşhis konduktan sonra, sebebi mutlaka açıklanmalı ve tedavisi mutlaka yapılmalıdır. Tedavisi uzun vadelidir. Tansiyonun %20'sinin sebebi bilinir. Sebebi bilinmiyor ve ortadan kaldırılamıyorsa, hayat boyu sürer. Başta şişmanlık olmak üzere, böbrek hastalıkları, hormon bozuklukları ve bazı kalp hastalıkları tansiyona sebep olabilir. Örneğin; hastada doğuştan böbrek damarı daralması varsa, ameliyatla damar ve açılır ve tansiyon hastalığı ortadan kalkar. Tansiyonda
kalıtım önemli rol oynar. Fazla tuz ve kırmızı et yenmesi de tansiyona sebep olan etkenler arasındadır.
Belirtileri;
Baş ağrısı,
Baş dönmesi,
bulantı,
Kulak çınlaması,
Burun kanaması,
Kalp ağrıları olarak sıralanır.
Tedavisi
Günümüzde tansiyon tedavisi her zaman için kontrol altına alınabilir. Az tuz, az kırmızı tüketilmelidir. Şişman hastaların kilo vermesi gerekir. Uyku düzeni olan stressiz, içki ve sigaradan uzak bir hayat tavsiye edilir.
Yapılan diyet sonucu tansiyon düşmüyorsa ilaç tedavisi verilir. İlaç alınımından sonra tansiyon düzene girse bile kesinlikle doktora danışmadan ilaç bırakılmamalıdır. Yüksek tansiyonun tedavisinde kan basıncı düşürmek için özellikle diyet uygulanır ancak tansiyon çok yüksek ve organik hastalıklardan kaynaklanıyor ise, diyet ve ilaç tedavisi aynı zamanda
uygulanır. Bu hastalığın kesin bir nedeni ve tedavisi olmaması, ömür boyu diyet uygulamayı gerektirmektedir. Yüksek tansiyonu şişmanlıktan kaynaklanan kişiler için en uygun tedavi şekli kilo vermektir. Yüksek tansiyonu olan şişmanlar için ilaç gerekli olduğu durumlarda yine kilo verilmeli ki böylelikle ilacın etkisi artabilsin. Tansiyon, damar setliği ve beyin kanamasının en önemli sebebidir.
Yüksek Tansiyonda Beslenme İlkeleri
Şişman kişilerde yüksek tansiyon ortaya çıkma olasılığı normal kilolu insanlara göre 2 mislidir ve şişmanların %70'inde yüksek tansiyon görülür. Yedikleri fazla yemekle daha fazla tuz almaları da tansiyonlarının daha yükselmesine sebep olur. İşte bu sebeplerden ötürü kilo vermesi şarttır. Yüksek tansiyon hastalarının günlük tuz kullanımını en aza indirilmeli (5-7 gram) hatta mümkünse hiç kullanılmamalıdır. Doğal besinlerden; yeşil yapraklı sebzeler, süt, et, yumurta, işlemmiş besinlerden; kek, bisküvi, konserveler, hazır çorbalar, ekmek, yarım yağlı margarin, zeytin, peynir, turşu, hardal, ketçap, mayonez, salata sosları en çok tuz içeren besinler olmalarından dolayı az kullanılmaları tavsiye edilir. Tansiyon düşürücü ilaçlar az tuz kullanıldığında daha tekili olurlar. Alkol kan basıncı arttıracağından ve kilo almaya sebep olacağından kullanılmamalıdır. Sigaranın tansiyonu arttırıcı etkisi olduğundan kesinlikle bırakılmalıdır, böylelikle tansiyon düşürücü ilaçların etkisi de artacaktır. Fazla miktarda hayvansal yağ içeren besinler yerine bitkisel yağları (mısır özü, zeytinyağı) tercih etmek gerekir. Doymuş hayvansal katı ve sıvı yağlar yerine doymamış bitkisel katı ve sıvı yağlar tercih edilmelidir. Tansiyon çok yüksek değilse, fazla olmamak kaydıyla çay ve kahve içebilir.EĞER VÜCUDUNUZA GEREKLİ BESİN DESTEKLERİ VERİRSENİZ, TANSİYON SİZE ZARAR
VERMEZ.
Düşük Tansiyon Nedir?
Sol kalbin kanı vücuda pompalarken gerekli basıncın düşük olması demektir. Bu basınç ölçüldüğünden ilk basınç 120'den düşük, ikincisi ise, 80'den düşük olmalıdır. Düşük tansiyona sebep olan nedenler çok çeşitlidir. Çoğunlukla insanın yapısına bağlıdır. Tansiyon düşmesi, ani ayağa kalkmalarda, beyin merkezinde ur olması durumunda, kalp adalesi zayıflaması, aort kapakçığının hastalanması gibi kalp hastalıkları söz konusu olduğu zamanlarda, böbrek üstü bezinin çalışması bozulduğunda veya hormon bozukluklarında meydana gelir.
Belirtileri Nelerdir?
Baş dönmesi,
Ani bayılmalar,
Terleme,
Bulantı,
Yorgunluk hissi gibi yüksek tansiyondaki belirtileri gözlenir.
Düşük Tansiyon Tedavisi Nasıl Yapılır?
Tansiyon düşüklüğü insanın yapısından kaynaklanıyorsa, bu hastalara spor yapmaları (yüzme, bisiklet sürme) aynı anda sıcak ve soğuk duş yapmaları, tuzlu ayran gibi tuzlu sıvılar almaları önerilir. Diğer nedenlerden kaynaklanan düşük tansiyon ise, nedenleri tedaviye yöneliktir. Örneğin; Böbrek üstü bezinin çalışması bozulmuş ise, bu durumu tedavi etmekle tansiyonda düzelmiş olacaktır.
by Erdem Asma on Thursday, July 29, 2010 at 6:06pm
Yine ayni rezalet!
What is the most dangerous tech product in the world?
Cevap 1 : Nükleer santral.
Nuclear reactors.
Soru 2 : Nükleer santrallerin en kötüsünü dünyaya yapan ülke hangisi?
Which country maintains the worst nuclear reactors?
Cevap 2 : Rusya.
Russia
Soru 3 : Rüşvetin en çok yendigi ülke hangisidir?
Country has a long history of bribery and corruption.
Cevap 3 : Rusya.
Russia
Soru 4 : Dünyada kilovat saati 6-7 cent olan nükleer santral elektiriğini Rusya'dan 12.35 cente 15 yıl boyunca alma anlaşması yapan ülke hangisidir?
While the average cost of the residential price of nuclear powered electricity in the world 6-7 cents per kWh, which country agreed to purchase it from 12.35 cents for the next 15 years?
Cevap 4 : TÜRKİYE!
by Erdem Asma on Sunday, July 11, 2010 at 3:53pm
Healthcare today and tomorrow from Captain's perspective
Erdem Asma, MSM, PMP


