Total Pageviews
Monday, October 29, 2012
Thursday, October 11, 2012
ATATÜRK hakkında farklı bir bakış açısı...
İnanılmaz güzel ve farklı bir bakış açısı.
İyi de yapmış.
Bu ülkede yaşayan her insanın bağımsızlığını ve demokrasisini borçlu olduğu insan:
ATATÜRK...
Gençliğinde kot pantolon giyememiş. Sevgilisinin elinden tutup, hasılat rekorları kıran bir sinema filmine gidememiş...
Padişah ona Trablusgarp Cephesinde görev verdiğinde, lüks uçak şirketinin, first class koltuğunda viskisini yudumlayarak görev yerine gidememiş...
Halkına bağımsızlık fikrini anlatabilmek için kortej eşliğinde Mercedeslerle gezememiş Anadoluyu...
Kurtuluş hareketini başlatmak için 19 Mayısta Samsuna ayak basan ayağında spor ayakkabısı ya da kovboy çizmesi yokmuş...
Kazandığı her savaştan sonra savaş sahasına fırlayıp moral veren mini etekli ponpon kızlar da yokmuş...
Tarih kitaplarına bakılırsa, Yunanlıları İzmirden denize döktükten sonra timsah yürüyüşü de yapmamışlar...
Ülkesinde yapacağı devrimleri, unutmamak için not alacağı bir cep bilgisayarı olmadığı gibi, kendisine suikast girişiminde bulunacakları da cep telefonundan öğrenememiş!
Atatürk için üzülüyorum. Dağ gibi adam, bir radyo programına faks çekemeden,
İsmet Pasa için Safiye Ayladan bir istek parçası isteyemeden gitti …
Lozan Zaferinden sonra veya Cumhuriyetin ilanından sonra arabaya atlayıp,
sabahlara kadar korna çalıp, elinde bayraklarla sokaklarda tur atamadı. Evinin balkonuna çıkıp, bir şarjör mermiyi havaya sıkamadı.
Atatürke acıyorum...
Sen kalk, dört kadınla evlenebileceğin bir dönemde dünyaya gel, sonra değerini bilmeyip tek kadınla evlilik sistemini getir.
Aaaah ah... Çılgın diskolara gitmek, sabahlara kadar içip, içip rock yapmak,
babasının mercedesini alıp söyle bir Emirgan turu çekmek dururken...
Bunları yapmadı Atatürk...
Keyif çatmadı...
Tüm hayatını ülkesinin kurtuluşuna ve uygarlaşmasına harcadı...
İŞTE ONUN İÇİN BÜYÜK ADAMDI ATATÜRK...
HER FIRSAT ELİNDE VARDI.
O İSE SADECE BU MİLLETİN BAĞIMSIZLIĞINI İSTEDİ.
BÜTÜN SUÇU ; 2 KADEH RAKI IÇMEKTİ… O KADAR...
400 Sene Sonrasına Mektup - Mimar Sinan
Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebası Cami'nin 1990'li yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı tv'de şöyle anlatmıştı.
Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı. Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu. Biz inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşaat edildiğini öğrenmiştik fakat taş kemer inşaası ile ilgili pratiğimiz yoktu. Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık. Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık. Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık.
Kalıbı yaptık. Sökmeye kemerin kilit taşından başladık. Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın birleşme noktasında olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık.
Şişenin içinde dürülmüş beyaz bir kâğıt vardı. Şişeyi açıp kâğıda baktık. Osmanlıca bir şeyler yazıyordu. Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir mektup idi ve Mimar Sinan tarafından yazılmıştı. Şunları söylüyordu:
"Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşaa edeceğinizi bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum."
Koca Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşa ettikleri taşları Anadolu´nun neresinden getirttiklerini söyleyerek izahlarına devam ediyor ve ayrıntılı bir biçimde kemerin inşaasını anlatıyordu.
Bu mektup bir inşanın, yaptığı işin kalıcı olması için gösterebileceği çabanın insanüstü bir örneğidir. Bu mektubun ihtişamı, modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı tekniğinin değişeceğini bilmesi, 400 sene dayanacak kâğıt ve mürekkep kullanması gibi yüksek bilgi seviyesinden gelmektedir. Şüphesiz bu yüksek bilgiler de o koca mimarin erişilmez özelliklerindendir. Ancak erişilmesi gerçekten zor olan bu bilgilerden çok daha muhteşem olan 400 sene sonraya çözüm üreten sorumluluk duygusudur.
Wednesday, October 10, 2012
TOP SECRET AMERICA
Source: Washington Post
A hidden world, growing beyond control
Can Yücel' den TERSİNE DÜNYA
Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel, hatta mükemmel olurdu.
Nasıl mı?
Cami'de uyanıyorsunuz.
Bir tahta sandık içerisinde, herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua
ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette tabuttan doğruluyorsunuz,
yaşlı, olgun, ve ağırbaşlı olarak.
Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatl ar, çocuklar torunlar hepsi
hazır.
Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı
alıyorsunuz.
Ne güzel, hazır maaş, hazır ev...
Altmışlı yaslara kadar garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.
Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve ise ilk başladığınız gün size hoş geldin
hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz.. ve
genel müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübelibir insan
olarak ise başlıyorsunuz.
Herkes karsınızda el pençe diva n...
Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor.
Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.
Diğer hormonal aktiviteler artıyor, fevkalade.....aman ne güzel günler
başlıyor... derken bir gün patron size artık üniversiteye gitsen daha iyi
olur diyor.
Bu arada babanız ortaya çıkmış, 'fazla çalıştın' diyor 'artık eve dön, işi
bırak, okumaya basla, harçlığın benden olsun...'
Keyfe bakar mısınız?
Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor. Ekmek elden, su gölden bir dönem
başlıyor.
Partiler, diskotekler, kızların sayısı artıyor.
Derken anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlı yor, araba kullanma
derdi de yok artık....
Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, 'evde otur, keyfine bak,
oyuncaklarınla oyna' diyorlar.
Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar, hatta
bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvaletkullanmamaya başlıyorsunuz.
Derken anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor ve başka bir keyifli
dönem başlıyor.
Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır.
Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz. Beslenmek için
ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor, sıcacık,
yumuşacık, gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.
Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
Veeeeee....
En güzeli deeee......
Günün birinde müthiş keyifli bir geceyle hayatiniz bitiyor...
Can YÜCEL
Monday, October 08, 2012
Developing Mindful Leaders
"If you want to transform an organization it's not about changing systems and processes so much as it's about changing the hearts and minds of people," says Weiss. "Mindfulness is one of the all-time most brilliant technologies for helping to alleviate human suffering and for bringing out our extraordinary potential as human beings."
Pierce and Weiss distilled a set of principles that form the basis of what became the "Personal Excellence Program" (PEP), now heading into its sixth year inside Genentech (Pierce left the company this fall after 11 years to join salesforce.com). Together, these pillars offer up a short course in unleashing human capability, resilience, compassion, and well-being (and they're unpacked in even more detail in Weiss and Pierce's entry).
1. Developing people is a process — not an event. "Development is all too often considered a one-time event," says Weiss. She and Pierce designed PEP as a ten-month-long journey that unfolds in three phases, with big group meetings, regular small group sessions, individual coaching, peer coaching, and structured solo practice.
2. People don't grow from the neck up. Too much training focuses on the the mind — it's about transferring content. "We talk about the head, the heart, and the body," says Weiss. In fact, they do more than talk about it — they enact it every day at the start of every meeting. The "3-center check in" is the gateway drug to mindfulness. As Weiss describes it: "You close your eyes for a moment and you notice, 'What am I thinking — what's happening in my head center,' then you notice, 'What am I feeling — what's happening in my heart center.' then, 'What am I feeling — what's happening in my body.' It's a way in which people start paying attention and practicing mindfulness without ever practicing meditation."
3. Put mindfulness at the center (but don't call it that!). Weiss and her team were careful to keep the language of specific belief systems and religions out of PEP. The program revolves around three phases: reflection on and selection of a specific quality or capacity you want to work on (patience, decisiveness, courage); three months of cultivating the capacity for self-observation; and the hard work of turning insight into deliberate, dedicated, daily practice.
4. It's hard to grow alone. "People grow best in community," says Weiss. "People don't grow as well just reading a book, getting an online training, or just taking in information. There's an exponential impact in having people grow and learn together." That's why the PEP "pod" (small 6-8 person group) is the main vehicle throughout the year.
5. Everybody deserves to grow. Pierce felt strongly that PEP should be available to people across the board — not just the usual "stars" — and that it should be voluntary. "The program is by application and not declaration," he says.
As PEP heads into its sixth year at Genentech, some 800 people have participated in the program. (Weiss added a graduate curriculum and a student training program to create "PEPtators" as few people want the journey to end.) The impact has been nothing short of transformative for individuals and organization alike. When Pierce took over the IT department in 2002, its employee satisfaction scores were at rock bottom; four years into the program, the department ranked second in the company and is now consistently ranked among the best places to work in IT In the world (even in the wake of Genentech's 2009 merger with Roche Group — always a turbulent and dispiriting experience).
Pierce attributes that to "the emotional intelligence of people and the capacity to change" developed in PEP. But don't take his word for it. The data-obsessed Pierce commissioned a third path impact report on PEP. It came in glowing: 10-20% increase in employee satisfaction, 50% increase in employee collaboration, conflict management, and communication; 12% increase in customer satisfaction; and nearly three times the normal business impact.
"Through PEP we have created a smarter, more agile, and more responsive organization," says Pierce. "The reduction of suffering, the capacity to deal with difficulties, the level of engagement — these things are very powerful and you can't call a meeting to get them or give people stock options and have them. These are skills and qualities you have to cultivate and practice."
So how's this for a new year's resolution for hard-charging leaders: turn every ringing, pinging, tweeting, and blinking thing off — especially your mind — and just breathe.
What is a P.I.D or Project Charter?
Sunday, October 07, 2012
Where Did an American's Federal Tax Dollars Go in 2011?
In fiscal year 2011, the federal government spent $3.6 trillion, amounting to 24 percent of the nation's Gross Domestic Product (GDP). While the level of 2011 expenditures - as a share of GDP - remains high due to the economic downturn, the composition of the budget largely resembles the patterns of recent years. Of that $3.6 trillion, $2.2 trillion was financed by federal tax revenues, and $83 billion by excess profits on assets held by the Federal Reserve. The remaining $1.3 trillion was financed by borrowing; this deficit will ultimately be paid for by future taxpayers. (See box for the recession's impact on the budget.) As shown in the graph below, three major areas of spending each make up about one-fifth of the budget:
- Defense and international security assistance: In 2011, 20 percent of the budget, or $718 billion, paid for defense and security-related international activities. The bulk of the spending in this category reflects the underlying costs of the Department of Defense and other security-related activities. The total also includes the cost of supporting operations in Iraq and Afghanistan, funding for which totaled $159 billion in 2011.
Social Security: Another 20 percent of the budget, or $731 billion, paid for Social Security, which provided retirement benefits averaging $1,229 per month to 35.6 million retired workers in December 2011. Social Security also provided benefits to 2.9 million spouses and children of retired workers, 6.3 million surviving children and spouses of deceased workers, and 10.6 million disabled workers and their eligible dependents in December 2011.
- Medicare, Medicaid, and CHIP: Three health insurance programs - Medicare, Medicaid, and the Children's Health Insurance Program (CHIP) - together accounted for 21 percent of the budget in 2011, or $769 billion. Nearly two-thirds of this amount, or $486 billion, went to Medicare, which provides health coverage to around 48 million people who are over the age of 65 or have disabilities. The remainder of this category funds Medicaid and CHIP, which in a typical month in 2011 provided health care or long-term care to about 60 million low-income children, parents, elderly people, and people with disabilities. Both Medicaid and CHIP require matching payments from the states.
- Safety net programs:
About 13 percent of the federal budget in 2011, or $466
billion, went to support programs that provide aid (other than health
insurance or Social Security benefits) to individuals and
families facing hardship. Spending on safety net programs declined in
both nominal and real terms between 2010 and 2011 as the economy
continued to improve and initiatives funded by the 2009 Recovery Act
began to expire.
These programs include: the refundable portion of the earned-income and child tax credits, which assist low- and moderate-income working families through the tax code; programs that provide cash payments to eligible individuals or households, including Supplemental Security Income for the elderly or disabled poor and unemployment insurance; various forms of in-kind assistance for low-income families and individuals, including food stamps, school meals, low-income housing assistance, child-care assistance, and assistance in meeting home energy bills; and various other programs such as those that aid abused and neglected children.
Such programs keep millions of people out of poverty each year. A Center analysis shows that government safety net programs kept some 25 million people out of poverty in 2010. Without any government income assistance, either from safety net programs or other income supports like Social Security, the poverty rate would have been nearly double in 2010 (28.6 rather than 15.5 percent). - Interest on the national debt:
The federal government must make regular interest payments on
the money it has borrowed to finance past deficits - that is, on the
national debt held by the public, which reached $10 trillion
by the end of fiscal 2011. In 2011, these interest payments claimed $230
billion, or about 6 percent of the budget.
As the graph shows, the remaining fifth of federal spending goes to support a wide variety of other public services. These include providing health care and other benefits to veterans and retirement benefits to retired federal employees, assuring safe food and drugs, protecting the environment, and investing in education, scientific and medical research, and basic infrastructure such as roads, bridges, and airports. A very small slice of this remaining 19 percent - about 1 percent of the total budget - goes to non-security programs that operate internationally, including programs that provide humanitarian aid.2009-2011 Budget Outcomes Skewed by the Recession
Due to one of the worst economic downturns since the Great Depression - and the policies enacted to combat it - 2009-2011 tax and spending levels diverged from recent patterns. Federal revenues plunged to 15 percent of GDP in 2009 and remained at 15 percent through 2011, the lowest levels in decades. The efforts to prevent collapse of the financial system and to deal with the failure of Fannie Mae and Freddie Mac, the automatic expansion of programs like unemployment insurance and food stamps (which always grow during economic downturns to meet rising need), and spending from the February 2009 stimulus package together pushed federal outlays to 25 percent of GDP in 2009 and 24 percent of GDP in 2010 and 2011. As a result, deficits reached record levels.
It will take the economy several years to fully recover, and during that time federal revenues and expenditures will continue to differ from historical experience. However, the composition of the budget in 2011 largely resembles recent federal spending patterns.
While critics often decry "government spending," it is important to look beyond the rhetoric and determine whether the actual public services that government provides are valuable. To the extent that such services are worth paying for, the only way to do so is ultimately with tax revenue. Consequently, when thinking about the costs that taxes impose, it is essential to balance those costs against the benefits the nation receives from public services.
Appendix
We based our estimates of spending in fiscal year 2011 on the most recent historical data released by the Office of Management and Budget (OMB). (The federal fiscal year 2011 runs from October 1, 2010 to September 30, 2011.)The broad expenditure categories presented in this paper were constructed on the basis of classifications commonly used by budget agencies. The categories are constructed by grouping related programs and activities into broad functions, which are further broken down into subfunctions. The details of how the categories used in this paper were constructed from those functions and subfunctions are described below.
Defense and International security assistance: The largest component of this category is the national defense function (050). In addition, this category includes the international security assistance subfunction (152) of the international affairs function.
Social Security: This category consists of all expenditures in the Social Security function (650), including benefits and administrative costs.
Medicare, Medicaid, and CHIP: This category consists of the Medicare function (570), including benefits, administrative costs, and premiums, as well as the "Grants to States for Medicaid" account and the "Children's health insurance fund" account (both in function 550).
Safety net programs: This category of programs includes all programs in the income security function (600) except those that fall in the following two subfunctions: federal employees' retirement and disability (602) and general retirement and disability insurance (601).
Interest on debt: This category contains the net interest function (900).
Everything else: This category includes all federal expenditures not included in one of the five categories defined above. The subcomponents of this category that are displayed in the graph are defined as follows:
- Benefits for federal retirees and veterans: This subcategory combines the veterans' benefits and services function (700) and the federal employee retirement and disability subfunction (602, which is part of the income security function).
- Transportation: This subcategory consists of the entire transportation function (400).
- Education: The education subcategory combines three subfunctions of the education, training, employment, and social services function: elementary, secondary, and vocational education; higher education; and research and general educational aids (subfunctions 501, 502, and 503 respectively).
- Scientific and medical research: This subcategory consists of the general science, space, and technology function (250), and the health research and training subfunction (552).
- Non-security international: This subcategory consists of the international affairs function (150) except for international security assistance, which is included with defense, above.
- All other: This subcategory consists of all other federal expenditures.
A Flowchart for Choosing Your Religion
Looking for a JOB - How to Be the Next Hire
Being flexible, creative and adaptable in today’s economy is the cornerstone to survival. The job search is no different and, with unemployment rising, requires just as much vigilance. One way you can keep your options open and make yourself even more marketable is by considering Consulting in addition to your quest for full-time employment. Often perceived as an “either-or” scenario, Consulting offers you just as many benefits as it does your “would be” employer:
Track record of Fixing Problems?
Career wise, people typically fall into one of two categories: those who thrive on problem solving and the prospect of a new challenge –or- someone who is exceptionally good at steering the ship once it is on course. If the thought of fixing something that is broken appeals to you (versus has you thinking about reaching for the Tylenol), then Consulting might be an avenue to explore.
A More Flexible Interview
Quite often, what a company needs is someone to tackle a specific problem, not a new full-time employee. Identifying this in the interview and being able to present yourself as the solution to their problem (at a lower cost), can ultimately create a job tailor made for you and your skill set. No one can compete against that.
Dating Before Marriage
A consulting engagement can give you the opportunity to see if this company is a nice place to visit or a great place to live. The only thing worse than a prolonged job search, is ending up in a position that results in you being unemployed again in 6-12 months. Consulting lets you do more due diligence than you could ever accomplish in an interview.
“Consulting” on Your Resume
To many recruiters, seeing “consulting” as your current role without any clients/engagements is just a way to dress up being out of work. But, with a list of key accomplishments at those engagements, you show that you are in demand, have more control over your search and are broadening your experience. The latter is extremely important if you are looking to transition industries.
Change Agent
For companies looking to make some sort of change internally (and you should like this if you have a track record of fixing problems), consulting is a more preferred approach versus hiring a permanent employee. It is much easier to come in as a consultant, effect the course correction and then hand it off to the internal leadership.
Money
Besides the obvious benefit of having income during your search, it also gives you breathing room to be more objective in selecting your next job.
It’s Easier to Find a Job When You Already Have One
So much of what makes this true is that fact that when you are employed, you tend to be a bit more objective because you have a “bird in hand.” Consulting (in addition to easing that financial strain, which helps here) can provide the self-assurance that comes along with being employed, which can get whittled away while unemployed.
Presenting yourself as a viable consultant or full time employee isn’t mutually exclusive. Rather, they are simply two sides to the same coin. For the companies where you interview, this will only make you more viable and versatile in your eyes. For you, there is nothing to lose. The worst thing that happens here is you generate some income to inevitable financial strain of your job search. On the other hand, you might just find through this process that you discover your next career move.
Bağdat Caddesi
1960'lı 70'li yıllarda köşkleriyle, bahçelerinden salkım salkım sarkan ortancalarıyla, billur gibi denizliyle, 'sayfiye' yeri olmasıyla meşhur Erenköy, Suadiye, Caddebostan.
Dükkanların az, ağaçların çok olduğu, bunca yıl geçmesine rağmen hala güzelliğini koruyan Bağdat Caddesi. On, onbir yaşımdan itibaren yazlarım geçti oralarda. Sokaklarda oynanırdı o zamanlar, öyle pek araba filan geçmezdi. Doyasıya bisiklete binilir, el birakarak gitmek büyük marifet sayılır Erenköy, Saskınbakkal, Göztepe bisikletle rahat rahat gidilir dönülürdü. Deniz için bazı sokakların denize vardıkları noktalarda bulunan kayıkhanelerden saatlik ücretle kayık kiralanır, kadın erkek kürek çekmeyi bilir, kayıktan denize girilirdi. Bazı gençler dalıp iskele ayaklarından midye toplar bazıları ise sığ kumda zıpkınla vatos avlarlardı. Sokaklardan dondurmacılar geçerdi o zamanlar. Simdiki gibi binbir çeşit ne gezer 'Dondurma, Kaymaaak' diye bağıran dondurmacının küçücük arabasında sadece kaymaklı ve limonlu dondurma olur, bazen ise çeşit olsun diye vişneli bulunurdu.
Caddebostan Plajı'nın yanı sıra bir de üyelikle girilebilen klüpler vardı. Marmara Yelken Klubü başta olmak üzere, Balıkadamlar, Caddebostan Yat Klübü ve İstanbul Yelken. Eğer bunlardan birine üyeyseniz veya üye bir arkadaşınız varsa bazı sporları yapma veya izleme olanağınız olur, voleybol, ping pong oynar, kıyıdan yelkenlilerin yarışlarını izlerdiniz. Denizin ortasında ise köfteciler vardı. Bunlardan aklımda kalanı ise mayomuzun kenarına sıkıştırdığımız parayla yüzdüğümüz, veya kayıkla yanaştığımız 'Fıştak'tı. Dönerken yüzülüyorsa demirlemiş kayıklara tutuna tutuna, dinlene dinlene yüzülürdü.
Akşamüstüne doğru herkesi bir 'piyasa' heyecanı alırdı. Saçlar yıkanır, bildiğımız ütüyle ütülenerek düzeltilir, ve (Bağdat) Cadde'ye binbir tur atmaya çıkılırdı. Bir aşağı, bir yukarı. Parkur ise genellikle Santral Durağı'ndan Saşkınbakkala kadardı. O zaman 'cafe' adeti bir elin parmaklarını geçmez, 'Borsa'da yer bulabilmek için hızlı davranmak gerekir, 'Divan' ise gençlere çok pahalı geldiğinden ancak hafif 'yaşı geçmiş'lerin duraklama mekanı olurdu. Hali varaba sahiakti oldukça yerinde olan birkaç genç ise bir aşağı bir yukarı arabayla giderek Mustang veya Corvette'leriyle gelene geçene hava atarlardı.
Geceleri ise açık hava sinemalarının keyfine doyulmazdı. Caddebostan'daki Ozan Sineması'nda genellikle Türk filmleri oynar, çıkınca biraz aşağıda, Caddebostan Maksim Gazino'sunun (MIGROS)yakınındaki büfe'de 'zümküfül' yenirdi (Bir çeşit sosisli sandoviç ) Yabancı filmlerin mekanı ise Budak Sineması'ydı (Şimdiki CKM). Yastıgını kapıp tahta iskemlelere yerleştirdikten sonra, çekirdeğini çıtlatarak izlenirdi filmler. Bazen bu sinemalarda Cem Karaca gibi o zamanın ünlü sesleri konserler verir, bazıları ağaç tepelerinden konser izlerdi.
Sonra sonra o köşkler birer birer yıkılmaya, yerlerin uzun uzun binalar dikilmeye, Cadde'deki evlerin yerlerini dükkanlar almaya, arabalar çoğalmaya, faytonlar yok olmaya, tekerlekli dondurmacıların yerini Algida'cılar almaya başladı. Ama ne mutlu ki tüm büyümeler, kalabalıklaşmalar rağmen 'Cadde'yi bozmayı başaramadı! O hala 'Cadde', İstanbul'un ,Türkiye'nin en güzide caddesi hala boydan boya yürümekten zevk aldığım, bir yerde oturup geleni geçeni izlemenin keyfini her yıl bir iki hafta yaşayabildiğim bir yer.
Galata' ya dogru...
The best way to improve health care requires physicians and other stakeholders
ULTIMATE RESULTS
Ilhan Arsel
BJK FOREVER
Karga kartalların sırtına oturur ve boynunu ısırır. Kartal cevap vermez, kargayla savaşmaz; kargaya zaman veya enerji harcamaz, bunun yerine sadece kanatlarını açar ve göklerde yükselmeye başlar. Uçuş ne kadar yüksek olursa, karganın nefes alması o kadar zor olur ve sonunda karga oksijen eksikliği nedeniyle düşer. Kartaldan öğrenin ve kargalarla savaşmayın, sadece yükselmeye devam edin. Yolculuk için gelebilirler ama yakında düşecekler. Dikkat dağıtıcı şeylere yenik düşmenize izin vermeyin....yukarıdaki şeylere odaklanmaya devam edin ve yükselmeye devam edin!! Kartal ve Karga dersi
For the city I love...
Far and away...
Cardinal Health Professional Practice Experience
Aşık Veysel’in Cumhuriyet destanı şiirinden:
Bir takım millete fesat verdiler
Her biri bir yerde hep geberdiler
Onlar kurtulmadı toplarımızdan
Aklı başında olan düşünür bunu
Şeriatçı oldu tüketen onu
Dağda belde fukaraya soygunu
Verenler onlar idi vatanımızdan...
PEZEVENK
Sohbeti din ile açar pezevenk
Komşusu aç iken kendisi toktur
Sanki melek olmuş uçar pezevenk
Karanlık işlerde zıplama ister
Evine granit kaplama ister
Dünya mektebinden diploma ister
İnsanlık dersinden kaçar pezevenk
Herkesin kabına çeşmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komşusunun yüzüne bakmaz
Selâmsız sabahsız geçer pezevenk
Sanırsın Allah'la akde oturmuş
Cennete giderken macun götürmüş
Hûriler'i dizip işi bitirmiş
Şimdi gılmanları seçer pezevenk
Aydınlığa düşman yobazın dölü
Hû çekerken şişmiş ağzında dili
Erbâbi, ülkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini saçar pezevenk
Âşık Erbabi
by Erdem Asma on Thursday, August 5, 2010 at 11:05pm
Mission of working together to achieve a common goal
To get to know the person better you are going to marry
Rejected on a Job Application due to being Overqualified
Have you ever thought about this?
Yasarken Neler Yapmali ;-)
1. Çok su için.
2. Kahvaltıyı kral, öğle yemeğini prens ve akşam yemeğini de dilenci gibi yiyin.
3. Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri çok ve fabrikalar da üretilen yiyecekleri az yiyin.
4. 3 E ile yaşayın -- Energy, Enthusiasm, and Empathy (enerji, heyecan ve duygu paylaşımı).
5. Kendinize zaman ayırın
6. Daha çok oyun oynayın.
7. 2008'de okuduğunuzdan daha fazla kitap okuyun.
8. Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun.
9. 7 saat uyuyun.
10. Her gün 10–30 dakika yürüyüş yapın ve yürürken gülümseyin.
KİŞİLİK:
11. Hayatınızı başkalarınınkiyle karşılaştırmayın. Onların seyahatinin ne hakkında olduğu belirsiz....
12. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere veya şeylere sahip olmayın. Bunun yerine enerjinizi olumlu şekilde şu an için harcayın.
13. Kendinizi fazla abartmayın; sınırlarınızı bilin.
14. Kendinizi çok da ciddiye almayın; kimse yapmıyor.
15. Kıymetli enerjinizi gevezelikle, dedikoduyla boşa harcamayın.
16. Uyanık iken daha fazla hayal kurun.
17. Kıskançlık, çekememezlik zamanın boşa harcanmasıdır. İhtiyacınız olan her şeye sahipsiniz.
18. Geçmiş meseleleri unutun. Partnerinizin geçmiş hatalarını hatırlatmayın. Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar.
19. Hayat, birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok kısadır.
20. Geçmişinizle barış yapın ki, şimdiki zamanı bozmasın.
21. Senden başka hiç kimse senin mutluluğundan sorumlu değildir.
22. Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada o lduğumuzu unutmayın. Problemler, cebir dersi gibi gelip giden, ancak aldığımız derslerin bir ömür boyu devam ettiği eğitim programının bir parçasıdır.
23. Daha fazla gülümseyin ve gülümsetin
24. Her tartışmayı kazanmak durumunda değilsiniz. Aynı fikirde olmamak için anlaşın.
SOSYAL YAŞANTI:
25. Ailenizi sık arayın.
26. Her gün diğerlerine iyi bir şey verin.
27. Herkesi her şey için affedin.
28. 70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit geçirin.
29. Her gün en az 3 kişiye gülümseyin, tanımadığınız en az 1 kişiye "GÜNAYDIN" deyin.
30. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü sizi hiç ilgilendirmesin.
31. Hasta olduğunuz zaman, işiniz size bakamaz ama aileniz ya da arkadaşınız bakabilir.
HAYAT:
32. Doğru şeyi yapın!
33. Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan her şeyden uzak durun.
34. İyilikler her şeyi güzelleştirir.
35. Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir.
36. Nasıl hissettiğinizin önemi yok, haydi kalkın, giyinin ve ortaya çıkın.
37. En iyisine henüz sıra gelmedi.
38. Sabah canlı olarak uyandığınız zaman, buna sevinin.
39. Maneviyatınız daima mutludur. Öyleyse mutlu olun.
“The Mother’s Prayer for Its Daughter” from Tina Fey's new book, Bossypants ...
“The Mother’s Prayer for Its Daughter” from Tina Fey's new book, Bossypants ...
First, Lord: No tattoos. May neither Chinese symbol for truth nor Winnie-the-Pooh holding the FSU logo stain her tender haunches.
May she be Beautiful but not Damaged, for it’s the Damage that draws the creepy soccer coach’s eye, not the Beauty.
When the Crystal Meth is offered, May she remember the parents who cut her grapes in half And stick with Beer.
Guide her, protect her
When crossing the street, stepping onto boats, swimming in the ocean, swimming in pools, walking near pools, standing on the subway platform, crossing 86th Street, stepping off of boats, using mall restrooms, getting on and off escalators, driving on country roads while arguing, leaning on large windows, walking in parking lots, riding Ferris wheels, roller-coasters, log flumes, or anything called “Hell Drop,” “Tower of Torture,” or “The Death Spiral Rock ‘N Zero G Roll featuring Aerosmith,” and standing on any kind of balcony ever, anywhere, at any age.
Lead her away from Acting but not all the way to Finance. Something where she can make her own hours but still feel intellectually fulfilled and get outside sometimes And not have to wear high heels.
What would that be, Lord? Architecture? Midwifery? Golf course design? I’m asking You, because if I knew, I’d be doing it, Youdammit.
May she play the Drums to the fiery rhythm of her Own Heart with the sinewy strength of her Own Arms, so she need Not Lie With Drummers.
Grant her a Rough Patch from twelve to seventeen. Let her draw horses and be interested in Barbies for much too long, For childhood is short – a Tiger Flower blooming Magenta for one day – And adulthood is long and dry-humping in cars will wait.
O Lord, break the Internet forever, That she may be spared the misspelled invective of her peers And the online marketing campaign for Rape Hostel V: Girls Just Wanna Get Stabbed.
And when she one day turns on me and calls me a Bitch in front of Hollister, Give me the strength, Lord, to yank her directly into a cab in front of her friends, For I will not have that Shit. I will not have it.
And should she choose to be a Mother one day, be my eyes, Lord, that I may see her, lying on a blanket on the floor at 4:50 A.M., all-at-once exhausted, bored, and in love with the little creature whose poop is leaking up its back.
“My mother did this for me once,” she will realize as she cleans feces off her baby’s neck. “My mother did this for me.” And the delayed gratitude will wash over her as it does each generation and she will make a Mental Note to call me. And she will forget. But I’ll know, because I peeped it with Your God eyes.
~Tina Fey
by Erdem Asma on Tuesday, April 19, 2011 at 9:23pm
Beethoven's Love Letter "my eternally beloved"
July 6 1806, in the morning by Ludwing Van Beethoven~
"My angel, my all, my very self - Only a few words today and at that with pencil (with yours) - Not till tomorrow will my lodgings be definitely determined upon - what a useless waste of time - Why this deep sorrow when necessity speaks - can our love endure except through sacrifices, through not demanding everything from one another; can you change the fact that you are not wholly mine, I not wholly thine - Oh God, look out into the beauties of nature and comfort your heart with that which must be - Love demands everything and that very justly - thus it is to me with you, and to your with me. But you forget so easily that I must live for me and for you; if we were wholly united you would feel the pain of it as little as I - My journey was a fearful one; I did not reach here until 4 o'clock yesterday morning. Lacking horses the post-coach chose another route, but what an awful one; at the stage before the last I was warned not to travel at night; I was made fearful of a forest, but that only made me the more eager - and I was wrong. The coach must needs break down on the wretched road, a bottomless mud road. Without such postilions as I had with me I should have remained stuck in the road. Esterhazy, traveling the usual road here, had the same fate with eight horses that I had with four - Yet I got some pleasure out of it, as I always do when I successfully overcome difficulties - Now a quick change to things internal from things external. We shall surely see each other soon; moreover, today I cannot share with you the thoughts I have had during these last few days touching my own life - If our hearts were always close together, I would have none of these. My heart is full of so many things to say to you - ah - there are moments when I feel that speech amounts to nothing at all - Cheer up - remain my true, my only treasure, my all as I am yours. The gods must send us the rest, what for us must and shall be - Your faithful Ludwing"
by Erdem Asma on Tuesday, April 5, 2011 at 1:42am
The surprising benefits of lemon!~Limonun Faydalari
This is the latest in medicine, effective for cancer!
Read carefully & you be the judge.
Lemon (Citrus) is a miraculous product to kill cancer cells. It is 10,000 times stronger than chemotherapy.
Why do we not know about that? Because there are laboratories interested in making a synthetic version that will bring them huge profits. You can now help a friend in need by letting him/her know that lemon juice is beneficial in preventing the disease. Its taste is pleasant and it does not produce the horrific effects of chemotherapy. How many people will die while this closely guarded secret is kept, so as not to jeopardize the beneficial multimillionaires large corporations? As you know, the lemon tree is known for its varieties of lemons and limes. You can eat the fruit in different ways: you can eat the pulp, juice press, prepare drinks, sorbets, pastries, etc... It is credited with many virtues, but the most interesting is the effect it produces on cysts and tumors. This plant is a proven remedy against cancers of all types. Some say it is very useful in all variants of cancer. It is considered also as an anti microbial spectrum against bacterial infections and fungi, effective against internal parasites and worms, it regulates blood pressure which is too high and an antidepressant, combats stress and nervous disorders.
The source of this information is fascinating: it comes from one of the largest drug manufacturers in the world, says that after more than 20 laboratory tests since 1970, the extracts revealed that: It destroys the malignant cells in 12 cancers, including colon, breast, prostate, lung and pancreas ... The compounds of this tree showed 10,000 times better than the product Adriamycin, a drug normally used chemotherapeutic in the world, slowing the growth of cancer cells. And what is even more astonishing: this type of therapy with lemon extract only destroys malignant cancer cells and it does not affect healthy cells.
Institute of Health Sciences, 819 N. L.L.C. Cause Street, Baltimore, MD1201
Tıpta son yenilik, kansere karşı etkili! Limon, kanser hücrelerini öldüren mucizevi bir mahsul. Kemoterapiden 10,000 kat daha güçlü!!! Neden biz bunları bilmiyoruz? Çünkü bazı laboratuarlarda üretilen sentetik ilaçlarla birileri çok büyük karlar elde ediyor. Şimdi bir arkadaşına bu maili yollayarak limon suyunun kanseri önleyici faydalarını bilmesini sağlayabilirsin. Limonun tadı güzel ve kemoterapinin korkunç yan etkilerine sebep olmuyor. Multimilyonerlerin sahip olduğu büyük şirketlerin karlarına zeval gelmesin diye bu sır saklanırken daha kaç kişi ölecek? Bildiğiniz gibi limon ağacı, limon ve lim (yeşil limon) gibi çeşitleriyle bilinir. Bu meyveyi farklı şekillerde yiyebilirsiniz: posasını yiyebilir, suyunu sıkabilir, içecekler hazırlayabilir, şerbetler ve tatlılar yapabilirsiniz. Bir çok erdemleriyle tanınır, ama en ilginç olanı tümör ve kistler üzerine olanıdır. Bu bitki her tür kanser tipine karşı kanıtlanmış bir çaredir. Bazıları kanserin her türlü varyasyonuna karşı yararlı olduğunu söylüyor. Bakteri enfeksiyonları ve mantarlara karşı anti mikrobal spektrum olduğu, kurt ve parazitlere karşı etkili olduğu kabul ediliyor. Yüksek tansiyonu dengeliyor. Bunlar dışında stresle savaşan, sinir bozukluklarına iyi gelen antidepresan etkisi var. Bu bilginin alındığı kaynak gerçekten büyüleyici: Dünyanın en büyük ilaç üreticilerinden birinden öğrenildiğine göre; 1970'ten beri 20'den fazla farklı laboratuar test etti ve sonuç olarak limon ekstresinin 12 kanser tipinde kötü huylu hücreleri yok ettiği ortaya çıktı! Bu kanserler içinde kolon, göğüs, prostat, akciğer ve pankreas kanserleri de var. Kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatmada limon ağacı bileşenlerinin Adriamycin adlı bütün dünyada genellikle kemoterapide kullanılan ilaçtan 10,000 kat daha iyi olduğu gösterildi. Daha da hayret verici olan; limon ekstreleri ile yapılan bu terapi sadece kötü huylu kanser hücrelerini yok ediyor ve sağlıklı hücrelere hiçbir etkisi bulunmuyor.
by Erdem Asma on Wednesday, February 23, 2011 at 8:25am
To all who likes to know, today is the fist day of Ramadan!
It is required to fast for the duration of the month every year in Islam for all healthy Muslims.
Islam order the Muslims to stop eating , drinking , smoking and some other marriage activities from morning Fajr prayer till evening Maghrib prayer. Ramadan is 29 or 30 days depends on the moon followed by 3 days Eid holiday. In the evening after Maghrib prayer, until sunrise the life get back to normal, they can eat, drink and etc. Wish you peace, happiness and divine blessing. Ramadan Mubarak.
by Erdem Asma on Wednesday, August 11, 2010 at 9:14am
Pakize Suda'dan
Akşam, güneş batmadan
Dükkanını kapatıp eve gelmeliydi.
Evimiz mümkünse bahçeli olmalıydı.
Yaz akşamları sulayıp serin serin oturmalıydık.
Ben, orta boylu tıknazca, ev hanımı olmalıydım.
Cinsiyeti önemli değil, eli ayağı düzgün iki çocuğumuz olmalıydı.
Derslerine yardım etmeye yetecek eğitimim olmamalıydı.
Ama ara sıra ''Dersinizi bitirdiniz mi?'' diye sormalıydım.
Daha çok üstleri başlarıyla...
Yedikleri içtikleriyle. ..
Öksürükleri, aksırıklarıyla ilgilenmeliydim.
Yavaştan yavaştan çeyizlerini düzmeliydim.
Her ayın 15'i kabul günüm olmalıydı.
Ellerime sağlık, kekler,poğaçalar yapmalıydım.
İnce belli bardaklarda çaylar ikram etmeliydim.
Sabahları hırkamı omzuma alıp komşuya kahve içmeye geçmeliydim.
Patlıcan, biber kızartmalı,reçel kaynatmalıydım.
Akşamları özene bezene sofrayı kurmalıydım.
Kocam ajansı dinlerken ben lafa girmeliydim,
O, ''Sus hanım bi dakka'' demeliydi.
Böyle dese de beni çok sevmeliydi.
O uyuklamalı, ben bulaşık yıkamalı, çocuklar ders çalışmalıydı.
Bazen akşam oturmasına komşular gelmeliydi.
Öyle Haremlik selamlık gibi değil ama kadın erkek ayrı oturmalıydık.
Erkekler memleketi kurtarırken biz bütün kasabayı dilimizden
geçirmeliydik.
Herkes birbirinin kocasına, karısına ''Falanca Bey'', ''Filanca Hanım''
diye hitap etmeliydi.
Yanlışlkla bacağımız, göğsümüz biraz açılıverse
Yüzümüz kızarmalı,hemen toparlanmalıydık.
Kocam kırk yılda bir, bir tek atmalı,
Neşelenip bir hicaz şarkı mırıldanmalıydı.
Şehvetten uzak şefkate yakın bir cinsel hayatımız olmalıydı.
Gözümüzü birbirimizde açmış olmalıydık, öyle de sürüp gitmeliydi.
Harama uçkur çözmemeliydik.
Zaten etrafımızda evli barklı komşularımızdan başka kadın olmadığından....
Dükkanda çelimsiz çıraktan gayrı, öyle sekreter falan çalışmadığından...
Ortalıkta gidilecek bar mar bulunmadığından...
Mankenler bizim kasabaya uğramadığından...
Ve de kocam, efendi bir adam olduğundan beni aldatamazdı.
Tamam, abarttım biraz.
Belki de böyle bir aile yapısı örneği kalmamıştır artık.
Ama, acaba diyorum...
Buna benzer bir hayat tarzı beni daha mutlu eder miydi?
Kendim de dahil uçuk kaçık insanlardan gına geldi artık.
Normalliği özlüyorum.
Özgürlüğün tadını çıkaralım derken suyunu çıkardık galiba.
Herkes çok zeki, çok akıllı, çok bilgili, çok şu, çok bu...
Ve de çok mutsuz...
Depresyona giren girene.
Çok bilmişliğin kimseye bir faydası yok galiba.
Pakize Suda
by Erdem Asma on Thursday, August 5, 2010 at 3:24pm
TANSİYON
ölçüm birimi mm/hg dir.
Büyük tansiyon; Kalbin sol kalpten kanı vücuda doğru pompalarken kullandığı güce denir. Buna birinci veya büyük tansiyon da denir.
Küçük tansiyon; Kalbin kan pompalanmasını bitirdikten sonra damarlarda ortaya çıkan basınca da ikinci veya küçük tansiyon denir.
YÜKSEK TANSİYON
Yapılan bilimsel çalışmalara ve Dünya Sağlık Teşkilatının tarifine göre yüksek tansiyon sınırı yaşla değişiklik göstermesine rağmen, orta yaşlı insanlarda büyük tansiyon en fazla 160 mmhg, küçük tansiyon ise en fazla 85 mmhg olmalıdır. TANSİYON halinde ve tekrar tekrar ölçümün sonucu verilenden daha yukarı rakamlar çıkıyorsa, hastada yüksek tansiyon var demektir. Yüksek tansiyon hastada çoğunlukla belirti yapmadığı halde, teşhis konduktan sonra, sebebi mutlaka açıklanmalı ve tedavisi mutlaka yapılmalıdır. Tedavisi uzun vadelidir. Tansiyonun %20'sinin sebebi bilinir. Sebebi bilinmiyor ve ortadan kaldırılamıyorsa, hayat boyu sürer. Başta şişmanlık olmak üzere, böbrek hastalıkları, hormon bozuklukları ve bazı kalp hastalıkları tansiyona sebep olabilir. Örneğin; hastada doğuştan böbrek damarı daralması varsa, ameliyatla damar ve açılır ve tansiyon hastalığı ortadan kalkar. Tansiyonda
kalıtım önemli rol oynar. Fazla tuz ve kırmızı et yenmesi de tansiyona sebep olan etkenler arasındadır.
Belirtileri;
Baş ağrısı,
Baş dönmesi,
bulantı,
Kulak çınlaması,
Burun kanaması,
Kalp ağrıları olarak sıralanır.
Tedavisi
Günümüzde tansiyon tedavisi her zaman için kontrol altına alınabilir. Az tuz, az kırmızı tüketilmelidir. Şişman hastaların kilo vermesi gerekir. Uyku düzeni olan stressiz, içki ve sigaradan uzak bir hayat tavsiye edilir.
Yapılan diyet sonucu tansiyon düşmüyorsa ilaç tedavisi verilir. İlaç alınımından sonra tansiyon düzene girse bile kesinlikle doktora danışmadan ilaç bırakılmamalıdır. Yüksek tansiyonun tedavisinde kan basıncı düşürmek için özellikle diyet uygulanır ancak tansiyon çok yüksek ve organik hastalıklardan kaynaklanıyor ise, diyet ve ilaç tedavisi aynı zamanda
uygulanır. Bu hastalığın kesin bir nedeni ve tedavisi olmaması, ömür boyu diyet uygulamayı gerektirmektedir. Yüksek tansiyonu şişmanlıktan kaynaklanan kişiler için en uygun tedavi şekli kilo vermektir. Yüksek tansiyonu olan şişmanlar için ilaç gerekli olduğu durumlarda yine kilo verilmeli ki böylelikle ilacın etkisi artabilsin. Tansiyon, damar setliği ve beyin kanamasının en önemli sebebidir.
Yüksek Tansiyonda Beslenme İlkeleri
Şişman kişilerde yüksek tansiyon ortaya çıkma olasılığı normal kilolu insanlara göre 2 mislidir ve şişmanların %70'inde yüksek tansiyon görülür. Yedikleri fazla yemekle daha fazla tuz almaları da tansiyonlarının daha yükselmesine sebep olur. İşte bu sebeplerden ötürü kilo vermesi şarttır. Yüksek tansiyon hastalarının günlük tuz kullanımını en aza indirilmeli (5-7 gram) hatta mümkünse hiç kullanılmamalıdır. Doğal besinlerden; yeşil yapraklı sebzeler, süt, et, yumurta, işlemmiş besinlerden; kek, bisküvi, konserveler, hazır çorbalar, ekmek, yarım yağlı margarin, zeytin, peynir, turşu, hardal, ketçap, mayonez, salata sosları en çok tuz içeren besinler olmalarından dolayı az kullanılmaları tavsiye edilir. Tansiyon düşürücü ilaçlar az tuz kullanıldığında daha tekili olurlar. Alkol kan basıncı arttıracağından ve kilo almaya sebep olacağından kullanılmamalıdır. Sigaranın tansiyonu arttırıcı etkisi olduğundan kesinlikle bırakılmalıdır, böylelikle tansiyon düşürücü ilaçların etkisi de artacaktır. Fazla miktarda hayvansal yağ içeren besinler yerine bitkisel yağları (mısır özü, zeytinyağı) tercih etmek gerekir. Doymuş hayvansal katı ve sıvı yağlar yerine doymamış bitkisel katı ve sıvı yağlar tercih edilmelidir. Tansiyon çok yüksek değilse, fazla olmamak kaydıyla çay ve kahve içebilir.EĞER VÜCUDUNUZA GEREKLİ BESİN DESTEKLERİ VERİRSENİZ, TANSİYON SİZE ZARAR
VERMEZ.
Düşük Tansiyon Nedir?
Sol kalbin kanı vücuda pompalarken gerekli basıncın düşük olması demektir. Bu basınç ölçüldüğünden ilk basınç 120'den düşük, ikincisi ise, 80'den düşük olmalıdır. Düşük tansiyona sebep olan nedenler çok çeşitlidir. Çoğunlukla insanın yapısına bağlıdır. Tansiyon düşmesi, ani ayağa kalkmalarda, beyin merkezinde ur olması durumunda, kalp adalesi zayıflaması, aort kapakçığının hastalanması gibi kalp hastalıkları söz konusu olduğu zamanlarda, böbrek üstü bezinin çalışması bozulduğunda veya hormon bozukluklarında meydana gelir.
Belirtileri Nelerdir?
Baş dönmesi,
Ani bayılmalar,
Terleme,
Bulantı,
Yorgunluk hissi gibi yüksek tansiyondaki belirtileri gözlenir.
Düşük Tansiyon Tedavisi Nasıl Yapılır?
Tansiyon düşüklüğü insanın yapısından kaynaklanıyorsa, bu hastalara spor yapmaları (yüzme, bisiklet sürme) aynı anda sıcak ve soğuk duş yapmaları, tuzlu ayran gibi tuzlu sıvılar almaları önerilir. Diğer nedenlerden kaynaklanan düşük tansiyon ise, nedenleri tedaviye yöneliktir. Örneğin; Böbrek üstü bezinin çalışması bozulmuş ise, bu durumu tedavi etmekle tansiyonda düzelmiş olacaktır.
by Erdem Asma on Thursday, July 29, 2010 at 6:06pm
Yine ayni rezalet!
What is the most dangerous tech product in the world?
Cevap 1 : Nükleer santral.
Nuclear reactors.
Soru 2 : Nükleer santrallerin en kötüsünü dünyaya yapan ülke hangisi?
Which country maintains the worst nuclear reactors?
Cevap 2 : Rusya.
Russia
Soru 3 : Rüşvetin en çok yendigi ülke hangisidir?
Country has a long history of bribery and corruption.
Cevap 3 : Rusya.
Russia
Soru 4 : Dünyada kilovat saati 6-7 cent olan nükleer santral elektiriğini Rusya'dan 12.35 cente 15 yıl boyunca alma anlaşması yapan ülke hangisidir?
While the average cost of the residential price of nuclear powered electricity in the world 6-7 cents per kWh, which country agreed to purchase it from 12.35 cents for the next 15 years?
Cevap 4 : TÜRKİYE!
by Erdem Asma on Sunday, July 11, 2010 at 3:53pm
Healthcare today and tomorrow from Captain's perspective
Erdem Asma, MSM, PMP

